20 Aralık 2020 Pazar

Yaşlı Ayırımcılığı ve Yaşçılık

Yaşlı nüfusun artması onlara karşı ayrımcılığı da görünür hale getirdi (Not 1).

Yaşçı Ayırımcılığı ve Yaşçılık

Geçen yıllarda yerel yönetimler, 65 yaş otobüs kartı sahiplerinin sabah ve akşam yoğun saatlerde toplu taşıma araçlarını kullanmamalarını telkin ederlerdi. Araç sürücüleri ve "her yaştaki gençler" 65 yaş kart sahiplerine bu doğrultuda manevi baskı yaparlardı. Sonraları bu saatlerde kartların geçiş sağlamaması veya ücret uygulanması yoluna gidilerek "tartışmalar önlendi" ve 65 yaş üstü insanların sabah sağlık kuruluşlarına veya işe giderken bu haklarını kullanmaları engellendi veya kaldırıldı.
Yaşçı Ayırımcılığı ve Yaşçılık

Koronavirüs (Covid-19) pandemi günlerinde de risk grubu oluşturdukları gerekçesiyle 65 yaş üstü yaş grubuna sokağa çıkma ve yolculuk kısıtlaması getirilerek zaten kısıtlı olan toplumsal yaşama katılımları daha da kısıtlı duruma getirildi (Not 2).
Buraya kadar "yaşlı ayırımcılığı" diyebiliyoruz. Bir de çocukları ve gençleri yaşlarından dolayı ayrımcılıkla karşı karşıya bırakma var. Sosyal bilimlerde hepsine birden "yaşçılık" (ageism) deniyor (Not 3). Çocukların ve gençlerin muhatap alınmaması ve onlara karşı emredici bir dil kullanımı gözünüzden kaçtıysa hatırlatmış olayım.
Yaşçı Ayırımcılığı ve Yaşçılık

Aslında düzeltilmesi için ne yapılması gerektiğine hiç girmek istemiyorum ama sonunda çözüm önerisinde bulunmak adettendir. Hukuksal düzenlemeler ve sosyal politikaların diğer ayırımcılık konularını (Not 4) ne kadar düzelttiğini takdirlerinize bırakarak görüşümü toplumun bilinçlendirilmesi olarak belirteyim. Topu başkasına atmamın bir nedeni de ülkemizde yaşlıların emekliler derneği ya da emekliler sendikası gibi kurumlarda örgütlenmemiş olmaları.

Notlar
(1) Yaş Temelli Ayrımcılık: Yaşçılık
(2) KORONA GÜNLERİNDE YAŞÇILIK VE 65+ MANİFESTOSU Yaşçılık cinsiyetçilik gibi, ırkçılık gibi
(3) Yaşçılık, Ankara Üniversitesi, Açık Öğretim Ders Notu
(4) Türkiye’de Ayrımcılık Algısı: Türleri * Failleri * Boyutları

19 Aralık 2020 Cumartesi

Android Telefonlarda Özgür Yazılım Seçenekleri

Özgür yazılım deyince kullanıcılar tarafından çoğunlukla ücretsiz yazılım anlaşılır. Ama savunanlar daha çok özgür kullanımını öne çıkarırlar.

Masaüstü veya dizüstü bilgisayarlarda özgür yazılım kullanımı yaygınlaştı. Dünyada masaüstü ortamda Windows yerine Linux işletim sistemi kullananların oranının tahmini yüzde 1.5 olduğu düşünülüyor (Bkz: Dünyada İşletim Sistemi Kullanım Oranları). Windows altında kullanılan özgür yazılım seçenekleri giderek arttı. Microsoft, diğer kurumsal yazılım şirketleri gibi Windows ürünleri içinde özgür yazılım parçalarını derleyerek kullanıyor. Geçen yıllarda Linux Vakfı'na platin üyelik ile katıldı (Bkz: Linux Vakfı Kurumsal Üyeleri).

Android platformu yaygınlaştıkça şikayetler de artmaya başladı. Android işletim sistemi, Google Play Marketi ve buradan yüklenen uygulamalar sahipli yazılımlar ve diğer sahipli yazılımlara özgü sıkıntılara yol açıyorlar:

  1. Zaman içinde yeni sürümü yüklenen yazılımlar telefon veya tabletin giderek daha yavaş çalışmasına yol açıyorlar.

  2. Kullanıcılar hakkında bilgi toplayan uygulamalar batarya ömrünün hızla azalmasına yol açıyorlar.

F-Droid, Android platformunda özgür yazılım uygulamaları hazırlanmasını sağlayan, bunların yüklenebilmeleri ve güncellenebilmeleri için bir depo çalıştıran gönüllü bir inisiyatiftir (Bkz: F-Droid Hakkında).

Çok sayıda uygulamaya ev sahipliği yapsa da yaygın kullanılan uygulama eşdeğerleri ve özellikleri şöyle:

1. Barinsta özgür instagram istemcisi

2. Frost özgür Facebook istemcisi

3. WhatsApp Web To Go

    a. Tablette WhatsApp kullanmanızı sağlar

4. NewPipe Legacy özgür Youtube istemcisi

    a. Google hesabı gerektirmez

    b. Reklamsızdır

    c. Ekranı kapattığınızda çalmaya devam eder
 
Tamamının ortak özelliği sizi izlemedikleri için batarya kullanım süresini uzatmasıdır.

Bu uygulamaların Google Play Markette olmadığını söylemiştik. Önce F-Droid uygulamasını APK dosyasından kuruyorsunuz. Sonra diğer uygulamaları F-Droid içinden kuruyor ve güncelleştiriyorsunuz.

F-Droid uygulamasını APK dosyasından kurmak fazla karışık değil.

  1. Tarayıcı ile F-Droid internet sayfasına giriniz

  2. "F-Droid'i indir" seçeneğinden APK dosyasını indiriniz. APK dosyasının Google Play uygulaması tarafından açılmasına engel olamadıysanız, masaüstü veya dizüstü bilgisayarından indiriniz ve telefona kopyalayınız

  3. Ayarlardan "Bilinmeyen kaynaklardan uygulama kurulmasına izin ver" seçeneğini açınız

  4. Telefonunuzdaki dosya yöneticisi uygulamasını kullanarak F-Droid APK dosyasını seçerek kurunuz

  5. F-Droid uygulamasına giriniz. Ekranı boş görüyorsanız, "Ayarlar" ve "Uygulamalar" seçenekleri ile F-Droid uygulama izinlerine giriniz. "Depolama" iznini açınız

  6. "Arama" düğmesiyle instagram, Facebook, Whatsapp, Youtube gibi uygulamaları aratınız. Karşılığı olan uygulamayı kurup kullanınız

Diğer uygulamalardan da işinize yarayacak olanlar olabilir. Kurarak kullanınız.

Kurulumlara yardımcı olacak ekran görüntülerini aşağıda ekledim.


4 Mart 2019 Pazartesi

Zincir -- Refik Halid Karay'ın Gurbet Hikayeleri Kitabından Bir Öykü

Refik Halit Karay, Gurbet Hikayeleri
 Artık elimdeki kitabı bitirmeden yeni bir kitap almıyorum. Geçenlerde AVM'de bir süre beklemem gerekti. O süreyi de kitap okuyarak değerlendirmek istedim. "Bari" dedim, "en ince kitabı alayım da bitirebileyim." Refik Halid Karay'ın "Gurbet Hikayeleri" kitabına rastlamam böyle oldu.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Halep'e sürgün giden yazar, 1938 yılında çıkan af yasasıyla İstanbul'a dönmüş. Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin İstanbul Türkçesini en iyi kullanan yazar olduğunu söylüyorlar. Gurbet Hikayeleri Halep'te yazdığı öyküler. Günümüz Türkçesine oğlu Ender Karay uyarlamış.

"Zincir" adlı öyküde karşı komşusu olan yabancı bir subayın zincire bağlı iri ve güçlü "buldok" köpeği Juju ile onu binbir zorlukla gezdiren Senegalli zenci emir erini betimler.

Burada sözü yazara bırakıyorum ..

Refik Halit Karay, Zincir Öyküsü
Kendi kendime soruyorum:

Bir gün, zinciri kopuverince ne olacak? Acaba ne kıyametler kopacak?

Sonunda, bir gün, bu korktuğum, beklediğim, merak ettiğim olay gerçekleşti; Juju’nun zinciri, zencinin elinde kaldı. Köpek mancınıktan kurtulan bir taş gibi fırlamış, bir an içinde gözden kaybolmuştu. Arkasından yetişemediler, gittikçe uzaklaşan ve sokaklar arasında gittikçe sönerek yankılanan havlamalar, o kadar!

Buldok” kasabayı altüst etmeye gitmişti; kim bilir ne facialar işitecektik?

Hâlbuki öyle olmadı:

İki gün sonra Juju’yu zincirinde çok durgun gördüm. Demek ki dönmüş veya bulunmuştu ve kuşkusuz ki daha azılı yerli köpeklere rastlamış, el sillesini tatmış, yersiz, yurtsuz kalmış, hanyayı Konya’yı öğrenmiş, açlığı denemiş, Senegalli bekçisini Penyuvarlı gözcüsünü arkasında bulamayınca bütün azgınlığım, kaba sığmayan öfkesini bırakmış, sünepeleşmişti.

Hava almaya çıkardıkları zaman, artık özgürlük eskisi kadar ona çekici görünmüyordu; zinciri dayanılmaz bir yük gelmiyordu.

Hatta, daha sonraları, askerin yanında bağsız dolaşmaya koyuldu; ayakları dibinde zincirsiz ve uslu yürüyor, dünyaya filozof gözüyle, öfkeyle değil, düşünceli bakıyordu. Bu gözler, anlamaya başladığı dünyayı artık tartıyordu.

O eski korkunç yaratık, zinciri çıkınca, basbayağı bir köpek olmuştu. Önceleri yanına yaklaşamayan mahalle çocukları etrafını sarıyorlar:

Susu! Susu! diye alay ediyorlardı. Aldırmıyordu bile… Çünkü bütün gösterişini, kahramanlığını o kopmayacak sandığı zincire borçlu idi.

İnanıyorum ki Juju’nun tasalı gözlerinden ara sıra, uzak, şanlı bir hatıra gibi bu zincir geçiyor, köpek, zincirini arıyordu…

Halep, 1935

Son Söz: Refik Halid, her günkü hayatımızın tekdüzeliğine, yasaklarla donanmışlığına, kalıplaşan özelliklerine iddiasız romanlarıyla karşı koyuyordu. Sakıncalı kimliği de zaten daha ötesini gerçekleştirmesine zaten olanak tanımayacaktı. Fakat yalnız bu kadar mı? Hiç sanmıyorum. Refik Halid yeniliklerimizin yalınkatlığına yaman eleştiriler getirmiştir. Bir yandan hayatın renksizliğinden, basitlik ve küçüklüklerinden yorulmuş insanımızı, sıcak Türkçesiyle kucaklamış, en acı bir ayrılık ya da ölüm sahnesini bile matem havalarından arındırarak okuru bir kitap boyunca sürecek mutluluklara çağırmıştır. Bir yandaysa, iğneliyici ifadesi, ince mizahı simsiyah sürüp gitmiştir. Selim İleri

28 Temmuz 2018 Cumartesi

Mark Twain ve Ahmak Wilson'ın Trajedisi


Ahmak Wilson'ın Trajedisi
Geçenlerde Mark Twain'in daha önce hiç duymadığım bu romanını almıştım. Kapanan bir süpermarkette indirim vardı. Kitabı görünce ilgimi çekmişti. Ancak okudum.

Türkçeye 2016 yılında Macidegül Batmaz çevirisiyle kazandırılmış. Adının tam çevirisi "Pudding Kafalı Wilson'un Trajedisi". Sahibinin bebeğine bakan köle bir kadın, bebeği kendi melez bebeği ile değiştiriyor. Daha sonra 198 sayfa süren traji-komik olaylar zinciri.

Olaylar "Güney"de Mark Twain'in diğer romanlarının da geçtiği Missisipi'de geçiyor. Üstad gençliğinde nehir gemilerinde kaptanlık yapmış. Nehir gemilerinde hala anısını yaşatıyorlarmış. Pruvada duran tayfa, "Mark Twain, Mark Twain" diye bağırdıkça kaptan suyun hala derin olduğunu, geminin karaya oturmayacağını anlar, yol verirmiş.

Mark Twain'in Ernest Hemingway şöyle özetler: "Amerikan edebiyatı onun Huckleberry Finn'i yazmasıyla başladı; ondan önce bir şey yoktu, sonrasında da daha iyisi gelmedi"

Mark Twain çağındaki teknolojik gelişmeleri izleyen bir yazarmış. Romanda o yıllarda yeni yeni gelişmekte olan parmak iziyle kriminolojik incelemelere yer vermiş. Nicola Tesla'nın yakın dostu imiş. Laboratuarında çok zaman geçirirmiş. Üç adet kişisel patenti varmış.

Kitabın başında editör Selin Saraçoğlu çok yararlı bilgiler vermiş.

Romanlarındaki güldürü öğeleri raslantı değil. Döneminde iyi bir konuşmacı olarak ta bilinirmiş. Ünlü kulüplerde kalabalık topluluklar karşısında güldürü içerikli konuşmalar gerçekleştirmiş.

Yaşamının son dönemini koyu bir emperyalizm karşıtı olarak geçirmiş. Amerikan Anti-Emperyalistler Birliği başkan yardımcısı olduğu dönemde çok sayıda bildiri ve el ilanı hazırlamış, bunlar ölümünden sonra kitap haline getirilmiş. Kadınlarıa oy hakkı konusunda da ünlü bir konuşma yapmış. Maksim Gorki, Mark Twain hakkında "Twain güçlü bir edebiyatçı. Adeta yanan ateşin yanında, örsünün başında bir nalbant gibi. Sertçe veruyor ve her darbesiyle iz bırakıyor" demiş.

Ahmak Wilson'un takvimine yazdığı özlü sözler de söz etmeğe değer.

  • Bu dünyanın düzeni böyledir işte. Bir düşman bir adamı kısmen mahvedebilir, ama iyi niyetli ve tedbirsiz bir arkadaş işi tamamlar
  • Hayatı öğrenecek kadar uzun yaşayan kimse, insan neslinin ilk büyük hayırseveri olan Adem'e ne büyük bir teşekkür borcumuz olduğunu bilir. Dünyaya ölümü o getirmiştir
  • Adem ve Havva'nın birçok üstünlüğü vardı ama en önemlisi diş çıkarmaktan kurtulmuş olmalarıydı
  • Dostluğun kutsal tutkusu öyle tatlı, sağlam, sadık ve dayanıklı bir tabiata sahiptir ki borç para istenmediği takdirde bir ömür boyu sürecektir
  • Bir kedi ile yalan arasındaki en çarpıcı fark, kedinin yalnızca dokuz canı olmasıdır

11 Şubat 2017 Cumartesi

Transkateter Kalp Kapakçığı Değişimi, TAVI - Damdan Düşenden Dinleyin


Bu yazıda bir aile bireyimizin geçirdiği TAVI operasyonunu ve bu süreçte öğrendiklerimizi paylaşacağım.

Kalp-damar rahatsızlıklarından biri olan kalp kapakçığı kireçlenmesi (Kalsifikasyon) ve daralması (stenoz). Kireçlenen aort kapakçığı tam açılamıyor. İşlevini yerine getirememesi kalp yetmezliği ve akciğerde ödem oluşmasına yol açıyor. Bu ödem şiddetli nefes darlığına yol açıyor. Bu hastalık kısa zamanda hastanın kaybedilmesine yol açabiliyor (Not 1: Problem: Aortic Valve Stenosis - American Heart Association).

Geleneksel olarak açık kalp ameliyatı ile metal bir kapakçıkla değiştiriliyor. Belli bir yaşın üzerinde olan hastaların genel anestezi ile yapılan ameliyatlar riskli kabul ediliyor. Bu tür hastalarda da kaybedilme oranı yüksek oluyor. Yakın zamana kadar ileri yaşlardaki hastaların kalp kapakçığı değişimi sıkıntılı imiş.

2000'li yıllarda TAVI (Transkateter Aort Valf Implant) veya TAVR (Transkateter Aort Valf Replacement) denen, balon tedavisi veya anjiyografi ile kıyaslanabilecek bir tedavi geliştirilmiş. Cerrahi ameliyatın risk oluşturduğu hastalara kasıktan veya koltuk altından kateter ile giriliyor. Bu işlem lokal anestezi ile yapıldığı için açık kalp ameliyatının risklerini taşımıyor. Önce kapakçığın olduğu yere balon sokuluyor ve şişiriliyor. Sonra kateterin ucuna iç içe ve eş eksenli (koaksiyel) yer alan kalp kapakçığı ve balon sokuluyor. Balon açılınca stent ve ucundaki kalp kapakçığı açılarak çalışmaya başlıyor. İşlem normal olarak bir saat içinde tamamlanıyor (Not 2: What is TAVR - American Heart Association).

Stent ile birlikte takılan kalp kapakçığı sığır perikard'ından yapılıyor. Perikard, kalbi çevreleyen kese. Kapakçığın ömrü 10 - 15 yıl. Ömrü 40 yıl olan metal kapakçıktan daha kısa ömürlü ama ileri yaşlarda takılabilmesi mümkün. İleri yaşta bile olsa hasta bir kaç gün içinde taburcu olabiliyor (Not 3: Edwards Sapien Transcatheter Heart Valves).

İşlemden sonra antibiyotik, damardan kan sulandırıcı, ayrıca Aspirin, akciğerlerdeki ödemi atmak için idrar söktürücü ilaçlar veriliyor. Bu dönemde fazla su içilmemesi, "kuruyan dudağını ıslatacak ölçüde" bir kaç damla sıvı tüketimi öneriliyor.

TAVI kateteri, anjiyo kateterinden daha kalın olduğu için kasıktaki kan damarlarına veya lenf damar yumaklarına hasar verebiliyor. Kan damarları hasar gördüyse lokal anestezi ile cerrahi olarak onarılıyor. Lenf damar yumakları hasar gördüyse lenf sıvısı sızıntısı kesilinceye kadar kesinin üzerine ağırlık koyarak bekleniyor. Lenf sıvısı sızıntısının bazen aylarca sürdüğü söyleniyor.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yakın zamanda onaylandığı için artık daha güvenli sayılıyor. FDA kurumunun yeni teknolojilerin ABD yurttaşları üzerinde uygulanması onayını Dünyanın diğer bölgelerindeki uygulamaları gözlemledikten sonra daha geç verdiği söyleniyor (Not 4: FDA approves expanded indication for two transcatheter heart valves for patients at intermediate risk for death or complications associated with open-heart surgery).

Türkiye'deki hastanelerde Dünya'daki risk ortalaması olan %2'den daha az olan %1'lik risk ortalamasıyla gerçekleştirildiği söyleniyor.

Süreci anlatan bir videoyu izleyebilirsiniz:

Daha detaylı görüntüler içeren İngilizce açıklamalı ikinci bir videoyu da izleyebilirsiniz:

Youtube otomatik çeviri (Settings, auto translate) özelliğini kullanarak Türkçe altyazı ile izleyebilirsiniz.

Sağlıklı günler.

31 Ocak 2017 Salı

21. Yüzyıl Dışındaki Tarihlerle İşlem Yapmak


Giriş


Takvimleri kullanarak günleri hesaplamak karışık gibi görünür ama çok basittir. Bu yazıda temel takvim sistemlerini ve hesaplama yöntemlerini gözden geçireceğiz.

Takvim sistemleri Güneş'in veya Ay'ın hareketlerine göre kurgulanır ve tanımlanmaları için bir de başlangıç gereklidir. Biz Dünya'nın kendi çevresinde dönmesinin günleri, Güneş'in çevresinde dönmesinin yılları belirlediği miladi takvimi kullanıyoruz. Bu sistemin kökeni Jülyen takvim sistemidir. Daha sonra yapılan değişikliklerle Gregoryen takvim adını almıştır. Yıllar, mevsimlere ve aylara; günler, saat, dakika ve saniyelere bölünerek algılama kolaylığı sağlanmış, araya da haftalar eklenmiştir.

Jülyen Takvimi


Milattan önce birinci yüzyılda kullanılmaya başlanmış. Önce Dünya'nın güneş çevresinde dönmesinin tam 365 gün olmadığı farkedilmiş. Zamanın teknolojisiyle 365 gün, 6 saat olarak ölçmüşler. Artan saatleri toplayarak 4'e bölünen yılların sonuna bir gün eklemişler. O yıla da "artık yıl" demişler. Bu işler Jül Sezar döneminde başlatıldığı için adına Jülyen Takvimi denmiş (Not 1, Jülyen Takvimi). "İyi de artık yıl gününün eklendiği Şubat ayı yılın sonunda değil" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Başlangıçta Jülyen takvimi yılları diğer Güneş takvimleri gibi bahar gün dönümü olan Mart ayında başlarmış. Daha sonra başlangıcı Ocak ayına alınınca Şubat ayı arada kalmış.

Yine diğer Güneş takvim sistemleri gibi aylar da 31, 30, 31, 30, ... diziliminde başlamış. Ama sonra bu da bozulmuş. İmparator Avgustus, "Jül Sezar'ın adıyla bir ay var (Temmuz, İngilizcesi July), benim adımla anılan bir ay niye olmasın" demiş, sonraki aya kendi adını vermiş. Üstelik "Benim adımla anılacak ay kısa bir ay olmamalı, Jül Sezar'ın adıyla anılan ay gibi 31 gün olmalıdır" diyerek Şubat ayından bir gün almış Ağustos ayına eklemiş. Şubat ayı iyice kısalmış.

Gregoryen Takvim


Jülyen takvimi 16. Yüzyıla kadar kullanılmış. Astronomik ölçüm teknikleri geliştikçe, Dünya'nın Güneş çevresinde dönmesini tam 365 gün 6 saat (365,25 gün) değil, 365 gün 5 saat 49 dakika 12 saniyede (365,2425 gün) tamamladığını farkedilmiş. Buna göre yeni bir düzenleme yapılmış. 400'e bölünen yıllar artık yıl olarak korunmakla birlikte, 100'e bölünen yıllar artık yıl olmaktan çıkarılmış. Uygulamaya 5 Ekim 1582 Cuma günü tarihine 10 gün ekleyerek 15 Ekim olarak devam edilmiş. Düzenleme Papa 13. Gregor tarafından yapıldığı için bu adla anılmaya başlanmış (Not 2, Miladi Takvim). Böylece 128 yılda bir oluşan bir günlük kayma düzeltiliyor, hata payı yılda 10.8 saniyeye düşürülmüş oluyor. Aslında bu sapmadan saatler de etkileniyor. Saatlerin hesaplanmasını başka bir yazıda ele alacağız.

Tarih Hesaplama Yöntemleri


Bilgisayarların olmadığı dönemlerde takvim hesaplama işlerinde "sürekli takvim" (Perpetual calendar) adıyla çeşitli mekanizmalar kullanıldı. Bunlardan 50 yıllık bir dönemi kapsayan, denizcilikte kullanılan iç içe metal disklerden oluşan bir anahtarlık tasarımını Beşiktaş'taki Deniz Müzesinde görmüştüm (Not 3, Sürekli Takvim).

Artık yazılım sistemlerini kullanarak tarih hesaplamalarını kolaylıkla yapabiliyoruz. Bu sistemlerde tarih hesaplamaları belli günlerde başlar. Örnek olarak Gregoryen takvimin başladığı 15 Ekim 1582, Yirminci yüzyılın başladığı 1 Ocak 1900, Unix işletim sisteminin kullanıldığı 1 Ocak 1970, Kişisel bilgisayarların kullanılmaya başlandığı 1 Ocak 1980. Peki bu sistemleri kullanarak başlangıç tarihinden önceki tarihleri ifade edemez miyiz? Tabii ki ederiz. Tarihler sıralı günler olarak tanımlanırlar. Tamsayılar ekleyerek sonraki günleri bulabildiğimiz gibi, tamsayılar çıkararak önceki günleri bulabiliriz. Gün, ay, yıl olarak formatlamak için bir programlama sistemi desteğine gereksinim vardır ve hesap tablosu ofis programları bu işleri bizim için sorunsuz olarak yaparlar. Son olarak örnekleri gün, ay, yıl (GG/AA/YYYY) biçiminde yaptığımı belirteyim.

Örneklerimizi özgür ofis yazılımı LibreOffice hesap tablolarıyla yaptım (Not 4, LibreOffice). Negatif tarihlerle işlem yapabileceğiniz başka bir hesap tablosu programı veya programlama sistemi kullanabilirsiniz.

Örneklere başlarken varsayımlarımıza göre hesap yapacağımız bazı tamsayıları belirleyelim. Bir yılda 365 gün var. 4 yıl için (365 *4) + 1 = 1461 bizim için önemli. 100 yıldaki gün sayısı (1461 * 25) - 1 = 36524 sayısını buluyoruz. Çıkardığımız 1, 100'e bölünen yılların artık yıl olarak kabul edilmemesinden dolayı. 400 yıldaki gün sayısı (36524 * 4) + 1 = 146097 sayısıdır. Eklediğimiz 1, 400'e bölünen yılların artık yıl olmasındandır.
ilk örneğimizi 1 Ocak 1970 yılında başladığını varsayacağımız bir takvim sistemi için yapalım. Boş bir hesap tablosu açınız. Bir sütunu gün, ay, yıl biçiminde formatlayınız. Üstteki hücreye başlangıç tarihimiz olan 01/01/1970 yazınız. Bu hücre A3 ise bir alttaki hücreye =A3+1 yazınız. Bu hücreyi kopyalayarak aşağıya doğru yapıştırınız. Sütunda aşağı doğru birer artarak giden tarihleri görürsünüz.

Geriye doğru giden günleri de aynı kolaylıkta belirleyebilirsiniz. Burada da tamsayıları çıkararak örneği gerçekleştirebilirsiniz. Böylece tarihlere gün ekleyerek veya çıkararak farklı tarihleri elde edebildiğinizi gördünüz. Bu kadar bilgi ile bile çok yararlı ve eğlenceli tarih hesaplamaları yapabilirsiniz ama örnekleri bir adım daha ileri taşıyalım.

Diğer örneğimizi 1 Ocak 1900 yılında başladığını varsaydığımız bir takvim sistemi için yapalım. Bu kez yılların ilk günlerini görecek bir tablo hazırlayalım. Yine ilk hücreye başlangıç tarihimizi yazınız. Diğer hücrelere de 365 gün sonrasını ifade edecek toplama işlemini yazınız ve kopyalayarak çoğaltınız. 1 Ocak 1905 tarihini görmeyi umduğunuz hücrede bir gün önceki tarihi göreceksiniz. Hemen hatırladınız! 1904 yılı artık yıl olduğu için 366 gün çekiyor. Gerekli düzeltmeyi yaptıktan sonra doğru tarihi elde ettiniz!

365 ve 366 günleri yerine 36524 ve 36525 günlerini kullanarak sonraki ve önceki yüzyıllardaki tarihleri, biraz deneyim kazandıktan sonra diğer sayıları da kullanarak daha karmaşık tarihleri de hesaplayabilirsiniz. Sistematiği öğrendikten sonra sürekli toplamalar veya çıkarmalar yapmak yerine çarpma veya bölme işlemleri yaparak ilerleyebilirsiniz.

Biraz pratik yaptıktan sonra uğraşmanızı önererek son bir örnek vereyim. Tahmini olarak ne zaman emekli olacağınızı hesaplamaya ne dersiniz? Emekli olmak için belli bir iş günü çalışmanız gerekir. Önce bir yıldaki tahmini iş günü sayısını bulun. 7 gün olan 1 haftada 5 gün çalıştığınıza göre, orantı kurarak bir yıldaki tahmini iş günü sayısını bulabilirsiniz. Bu sayıdan yıllık izninizi ve diğer bayram tatillerini çıkarın. Tahmini kaç yılda emekli olacağınızı bulun. Bu sayıyı işe başlama tarihinize eklerseniz tahmini emeklilik tarihinizi bulursunuz. Tahmini emeklilik tarihinizden doğum tarihinizi çıkarırsanız tahmini emeklilik yaşınızı bulursunuz. İyisi mi bir an önce çalışmaya başlayın.

24 Ocak 2017 Salı

Diyetisyeninizin Söylemedikleri ve Canan Karatay'ın Söyledikleri


Diyetlerin genellikle başarısız olduğunu gözlemliyoruz. Kalori kontrollü beslenmeye geçildiği halde doygunluk duygusu oluşmadığı için programı sürdürmekte sorun oluyor.
"Zayıf ve stresli olmaktansa, şişman ve mutlu olmayı tercih ediyorum!" diye başlarız. "Hergün, herkes 1 gram alırmış. Yılda 350 gram, üç yılda bir kilo, on yılda 3.5 Kg. Benim kilo artışım normal!" diye devam ederiz. Otururken ayakkabımızı bağlayamayınca "biraz kilo versem iyi olur" deriz. Bel bölgesi yağlanmasının, karaciğer rahatsızlıklarının başlangıç nedeni olduğunu duyunca "Bu Pazartesi diyete başlıyorum" ile noktayı koyar ve diyete başlarız. Sonra "Kibrit kutusu kadar beyaz peynir, 4 tane zeytin" ile başlayan reçeteler. Ben burada reçetelerden değil diyetisyenin size söylemediklerinden söz edeceğim.
1 gram yağ yakmak için 7 kalori gereklidir. 1 kilo vermek için 7000 kalori yakmak gerekiyor. Hesaba devam edelim. Günde 1000 kalori az alırsanız, haftada 7000 kaloriyi vücudunuzdaki rezervlerden yakarsınız ve 1 kilo vermiş olursunuz. Neye göre daha az kalorili beslenelim? İdeal kilonuza göre. Peki, İdeal kilonuz nedir? Gelişmenizi tamamladığınızda, yirmili yaşlarda kaç kilo olduğunuzu hatırlayın. O zaman da göbekli miydiniz? "Dal gibi" bir yaşıtınız varsa o kaç kilo? Hala belirleyemediyseniz, boyunuzdan 10 çıkarın, "Dante gibi ortasındaysanız ömrün" 5 çıkarın. Örneğin boyum 175 santim, ideal kilom 75 - 5 = 70 kilo.
Buradan günlük kalori gereksiniminizi belirleyeceksiniz. Ağır bedensel işler yapmayan bir insan her kilosu için günde 24 - 27 arası kalori yakar. Kadınlar için 24, erkekler için 27 kalori diye düşünmek yanlış olmaz. 70 kilo * 27 kalori = 1900 kalori. Vücudunuzun yaşantısını devam ettirmesi için günde ortalama 1900 kalori yakıyorsunuz.
1000 kaloriden daha az kalori almak hiç önerilmiyor. Böbrek yanması ve safra kesesi taşları ile başlayan çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. 1000 kalori alıyorsunuz, 1900 kalori yakıyorsunuz, 1900 - 1000 = 900 hesabıyla günde 900 kaloriyi vücut rezervinden yakacaksınız. 1 gram yağ yakmak için 7 kalori gerektiğinden, 900 kalori / 7 kalori hesabıyla günde 128 gram, haftada 900 gram, ayda 4 kiloya yakın kilo vermiş olursunuz. İlk günlerde bedensel refleksler nedeniyle bu gerçekleşmiyor ama süre sonra işler yoluna giriyor.
Egzersizi de unutmayın. 70 kilo bir insan 1 saatte 5 kilometre yürüyerek 300 kalori yakar. 7 ye bölerseniz 42 gram vermenizi sağlar. Aksatmazsanız ayda bir kilo 200 gram eder. Sosyal ortamlarda alkol ve tatlı gibi "boş kalori" aldığınızda bu miktar kadar egzersizi artırmanız hesabı şaşırmanızın önüne geçer. "Su içsem yarıyor" gibi "sudan bahaneler" bulmak zorunda kalmazsınız.
Diyetin başarısını 4 - 13 kilo verip bir yıl o kiloda kalmak olarak tanımlarsak genellikle başarısız olduğunu gözlemliyoruz. Kalori kontrollü beslenmeye geçildiği halde doygunluk duygusu oluşmadığı için programı sürdürmekte sorun oluyor. Burada Canan Karatay (Not 1) devreye giriyor. Canan Hoca'nın belirttiği gibi doygunluk duygusunun oluşması için protein (vejeteryanlar için bitkisel protein olan baklagiller), zeytinyağı ve tereyağı gibi faydalı yağlar ile kavrulmamış kuruyemiş tüketmek gereklidir. Bu nedenle, şeker ve tahılları menülerden çıkarmanın yanısıra baklagiller, yumurta, faydalı yağlar ve çiğ kuruyemişleri eklemek gereklidir.
Geçen Nisan ayında Canan Hoca'nın konferansına katılıp dinlemiştim. Aklıma yattı. Günlük diyetimden çok sevdiğim bulgur pilavı, kıymalı kol böreği, fırında makarna, güllaç, profiterol gibi şekerli, unlu, nişastalı besinleri çıkardım, daha önce önemsemediğim diğerlerini ekledim. Altı ayda 17 kilo verdim. İdeal kiloma yaklaştıktan sonra ikinci faz olarak yine Canan Karatay'ın belirttiği düşük glisemik indeksli beslenmeyi uygulamaya başladım (Not 2).

Referanslar

(1) Canan Karatay web sayfası
(2) Canan Karatay Düşük glisemik indeksli beslenme
___ Glisemik indeks tablosu