24 Haziran 2024 Pazartesi

Sosyal Medya Detoksu

Pandemi'ye kadar sosyal medya uygulamalarını kullanırdım. O ara özgür yazılım ile yazılmış olan uygulama varsa onları, yoksa internet tarayıcısı ile kullanmaya başladım. Facebook, Twitter, Whatsapp resmi olmayan uygulamalarını kullandım. Sonra Whatsapp dışında uygulama kullanmamaya başladım. İnternet tarayıcıları sitelerin bilgi toplamasını ciddi olarak kısıtlıyor. Ayrıca mobil ortamlarda eklenti ve uzantı destekleri sayesinde reklam engelleme özellikleri masaüstü internet tarayıcıları kadar etkin çalışmaya başladı.

Biri Türkçe diğeri İngilizce yazıştığım iki Facebook hesabım vardı. Türkçe hesabımdaki eski paylaşımlarıma erişimde sorunlar yaşadığım için hesabı tümüyle sildim. İngilizce Facebook hesabıma giriş yaptığım zaman da hesabımı silmeyi düşünüyorum.

Bir Instagram hesabım var ama hiç bir paylaşım yapmadım ve hiç giriş yapmıyorum. Bir vadede onu da sileceğim.

Linkedin hesabım var ama artık hiç kullanmıyorum ve giriş yapmıyorum.

Telegram gruplarını kullanmıyorum.

Tik Tok hesabım var mı yok mu şu anda hatırlamıyorum.

Twitter'da Türkçe ve İngilizce hesaplarım var. Geçen yıllarda ortalama ayda bir birer tweet yayınlardım. Uzun süredir hesaplarımı hiç açmıyorum.

Üyesi olduğum çeşitli Whatsapp gruplarından veya kişilerimden mesajlar geliyor.  Bunlardan beğendiklerimi diğer grup veya kişilere yönlendiriyorum. Yönlendirirken bağlantılardaki tracker veya referrer denen izleyicileri kaldırıyorum. Haber değeri taşımadığı için kaynağın önemli olmadığı durumlarda imaj veya videoları indiriyorum. Bağlantıları değil yalnız onları paylaşıyorum. Bir süredir kullanılmayan gruplardan çıkıyorum. Grubu ben yaratmışsam üyelere bilgi verip grubu kapatıyorum.

Whatsapp gruplarından veya kişilerimden gelen sosyal medya mesaj bağlantıları oluyor. Bunları tarayıcıda açıyorum. Hesap gerektiren sosyal medya sitelerinde ikincil telefon ve e-posta adresi kullanarak birer hesap açtım. Bu telefon ve e-posta adresini başka bir amaçla kullanmadığım ve kimseyle paylaşmadığım için kişilerimle eşleştiremiyorlar. Ben de gelen mesaja bakıp sekmeyi kapatarak çıkıyorum. Bu hesaplarımda kimseyi takip etmiyorum ve hiç bir takipçim yok. Bu işler için telefonda yine güvenli bir tarayıcı platformu olan özgür yazılım Chromium kullanıyorum. Chromium tarayıcısı Google Chrome, Microsoft Edge, Samsung Browser, Opera ve daha bir çok tarayıcının üzerine inşa edildiği bir platform.

Televizyon ve diğer film platformlarını izlemediğim için Youtube yoğun kullanıyorum. Videoları genellikle düşük çözünürlük ayarlarıyla izliyorum ve büyük çoğunluğunu yalnızca dinliyorum. Dinlerken evde bluetooth hoparlör, ev dışında kulaklık kullanıyorum.

Dizüstü bilgisayarımda hesabımla premium aboneliğimi kullanıyorum. Mobil telefon ve tablette ikincil bir hesapla premium olmaksızın internet tarayıcısı ile kullanıyorum. Abone olduğum kanalları değiştirdikçe yedeğini alıp diğer hesaba taşıyorum. Mobil ortamda özgür F-Droid eko sistemindeki hesap gerektirmeyen NewPipe uygulamasını da kullanıyorum.

Youtube platformunda takip etmek istediğim fakat kendi kanalları olmayan, farklı kanallarda yayınlara çıkanlar için internet günlüğümde yalnız kendimin görebileceği bir bağlantı listesi tutuyorum. Bu bağlantı listesinde Youtube ara (search) ile isim yazarak yaptığım aramaları tutuyorum ve aralıklarla başka kanallarda yeni videoları olup olmadığına bakıyorum. Yeni videoları varsa dinliyorum.

Çeşitli haber, yorum, bilim, teknoloji ve hobi sitelerini de takip ediyorum. Bunların bağlantılarına da günlüğümde bulundurduğum listeden erişiyorum.


5 Mayıs 2024 Pazar

Zaman Ölçülerinin Tarihsel Kökenleri

Zaman ölçülerinin ilginç öyküleri vardır. 
Gün neden 24 saattir ile başlayalım. Eski Mısır'da günü güneş saati ile ölçüyorlar ve 10 a bölüyorlardı. Alaca karanlık ölçümü için başına ve sonuna birer saat ekliyorlardı. Böylece gündüzü 12 saat olarak belirlemişlerdi. Gece ölçümü için de gözlediklerin 12 yıldızın konumlarını temel alıyorlardı. Sonraki toplumlar da günü hep 24 saat olarak kabul ettiler.

Saat niye 60 dakika? Saat, dakika ve saniyelerin 60 a bölünmeleri rasyonel olmaktan çok uzak. Bunu Babillilerden almışız. Babilliler 360 lı sayı sistemi kullanıyorlardı. Kesirleri de 60 ta bir olarak hesaplıyorlardı. Çemberin çevresi 360 derece, yıl 360 gün, gün 360 uş gibi. Böylece kesirli sonuçlar üreten karmaşık hesapları yapabiliyorlardı. Ortalama 4 dakikaya karşılık gelen uş u almamışız ama diğerlerini almışız.
Hafta niye var ve neden 7 gün? Gün, ay ve yılın tersine hafta Güneş, Dünya ve Ay ın dönüşleri gibi temel astronomik olaylarla ifade edilebilecek bir döngüye sahip değil. Ama kullanımı Çin, Hindistan ve Babil gibi uygarlıklara kadar uzanıyor. Formüle edilmesi Akad kralı Sargon'un fermanına dayandırılıyor. Teleskop öncesi dönemde önem verilen gök cisimlerinin sayısı 7 idi. Yörünge değişiklikleri günlük olan Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn gezegenleri ile Güneş ve Ay. 7 sayısı kutsanıyordu ve ilk zaman ölçü birimi 7 günlük hafta oldu. Bize kadar gelen isimlerin bir kısmı bu gök cisimlerinin Romalılar tarafından isimlendirmesi, geri kalanları da İngilizlerin anglo sakson tanrılarının isimleridir.
Ay neden 30 gün? Babilliler, kullandıkları 7 günlük haftadan 4 tanesini birleştirip 28 günlük ay olarak kullanıyorlardı. Ayın evrelerine de az da olsa uygundu. Romalılar ise yunanlılardan aldıkları 10 lu (desimal) ay sistemini kullanıyorlardı. Bu sistem Mart ayı ile başlıyordu, ayın evrelerine uygun olarak 10 ayı sayıyor, sonraki 60 dolayındaki günler atlanıyor ve sayılmıyordu. Sezar döneminde bilim insanları Güneşin hareketlerine uygun olması için yılın 30 ar günlük 12 aydan oluşması gerektiğini ve artık yıl kavramını ortaya attılar. O arada yılbaşı da Mart ayından Ocak ayına alındı. Uzun süre kullanılacak Jülyen takvimi böyle ortaya çıktı. 30, 31 gün çeken aylardan oluşan yıl daha sonra yaygın olarak kullanılmaya başlandı.

Bağlantılar

1. How we divide time

2. Why are there 24 hours in a day?

3. Keeping time 

4. Why Are There Seven Days in a Week?


27 Kasım 2023 Pazartesi

Uzun Süren COVID

Popüler bilim kanalında duyduğum konu ilgimi çekti ve inceledim (Bkz. Referans #1 Long COVID: All you need to know - Sabine Hossenfelder).
Covid-19 iyileştikten sonra bazı kişilerde belirtilerin haftalar ve aylar boyunca devam etmesine uzun süren Covid (Long Covid) deniyor. Bu belirtiler kronik ağrılar, nefes darlığı, aktivite sonrası uzun süren yorgunluk gibi belirtilerdir (Bkz. Referans #2 Hala Uzun Süren COVID Belirtileriniz Varsa Ne Olur?). 
Araştırmacılar ve hekimler herkeste ortaya çıkmayan bu belirtilerin nedenlerini henüz bilmiyorlar. Yapılan araştırmalarda uzun süreli Covid belirtilerinin görülme sıklığının 2022 yılı boyunca azaldığı görülüyor. Ayrıca son yıllarda uzun süren Covid belirtilerinin daha kısa zamanda ortadan kalktıkları da gözleniyor. Mart 2023 tarihinde yapılan araştırmada yaşlıların ve kadınların daha fazla uzun süreli Covid belirtileri gösterdikleri ortaya çıktı. Uzun süren Covid'in tedavisi olmadığı için hekimler belirtilerin giderilmesini amaçlıyorlar. Hastalarda sık görülen nörolojik bulgular dikkatini toplayamama, daha sık unutma ve aynı anda birden fazla işi yapamama gibi bilişsel zorluklar oluyor. Bunlar zamanla iyileşiyor. Hastaların kardiyolojik belirtilerden çok gastroenterolojik belirtiler gösterdikleri de belirlendi. Uyku bozukluğu belirtileri de sık görülüyor. 
Konu ile ilgili incelediğim biğer bir sayfanın bağlantısını da ekliyorum (Bkz. Referans #3 Long COVID or Post-COVID Conditions).

Referanslar




10 Mayıs 2023 Çarşamba

Çocuklukta İhmalin İzi Boşluk Hissi Kitap Özeti


Çocuklukta İhmalin İzi Boşluk Hissi (Not 1)

Running on Empty

Dr Jonice Webb, Dr Christine Musello


  1. Depo Neden Doldurulmadı (1. Kısım Boşluk Hissi)

    1. Yeterince iyi ebeveyn

  2. Boşluk Hissine Neden Olan 12 Davranış Şekli

    1. Narsist ebeveyn

    2. Otoriter ebeveyn (Çocuklar görülmeli ama duyulmamalı)

    3. İzin verici ebeveyn (Mutlu ol, endişelenme)

    4. Yaslı ebeveyn (Boşanmış veya sevdiği birini kaybetmiş)

    5. Bağımlı ebeveyn

    6. Depresif ebeveyn

    7. İşkolik

    8. Özel gereksinimleri olan bireyin ebeveyni

    9. Başarı/ mükemmelcilik odaklı ebeveyn

    10. Sosyopat ebeveyn

    11. Çocuk olarak ebeveyn (Çocuğu büyük olarak davranmaya teşvik eder, izin verir veya zorlar)

    12. İyi niyetli ancak kendini ihmal eden ebeveyn

  3. İhmat Edilen Çocukların Hepsi Büyümüş (2. Kısım Yakıt Tükendi)

    1. Boşluk hissi

    2. Karşı bağımlılık

    3. Gerçekçi olmayan öz değerlendirme

    4. Kendine şefkati olmayan, diğerlerine karşı şefkat dolu

    5. Suçluluk ve utanç: Benim sorunum ne?

    6. Kendine yönelik öfke ve kendini suçlama

    7. Ölümcül hata (İnsanlar gerçekten tanırlarsa beni sevmeyecekler)

    8. Kendini ve diğerlerini beslemekte zorlanma (Duygusal olarak)

    9. Zayıf öz disiplin

    10. Aleksitimi: Zayıf farkındalık ve duyguları anlamama

      1. Wikipedya (Not 2): Aleksitimi (Alexithymia) ya da duygu körlüğü, duyguları tanımlama ve açıklama konusunda subklinik yetersizlik ile karakterize olan bir kişilik oluşumudur. Aleksitiminin temel özellikleri; duygusal farkındalıkta, sosyal bağlılıkta ve kişilerarası ilişkilerde bozukluk olarak sıralanabilir. Ayrıca yüksek düzeyde aleksitimili bireyler başkalarının duygularını anlamada ve empati kurmakta zorluk yaşamakta ve duygusal yanıt vermekte yetersiz kalmaktadırlar. Yüksek düzeyde aleksitimi genel nüfusun yaklaşık % 10'unda görülmektedir ve herhangi bir nörogelişimsel bozukluğun yanı sıra bazı psikiyatrik hastalıklarla birlikte görülebilir. Kültürel erkeksilik kavramlarına uyan erkeklerde (örneğin üzüntünün kadınsı bir duygu olduğunu düşünmek gibi) duygularını tanımı ve ifade etme güçlüğü subklinik düzeylerde ortaya çıkar. Buna bazı araştırmacılar tarafından normatif erkek aleksitimisi denir. Bununla birlikte, hem aleksitiminin kendisi hem de geleneksel erkeksilik normlarıyla ilişkisi cinsiyetler arasında tutarlıdır. Aleksitimi terimi 1973 yılında psikoterapist Peter Sifneos tarafından ortaya atılmıştır. Kelime; Eski Yunanca'dan Alexo (kovmak) ve thumos (ruh, duygu, düşünce) köklerinden oluşmakta ve "duyguyu kovmak" anlamına gelmektedir.

  4. Bilişsel Sırlar: İntihar Duyguları ile İlgili Özel Sırlar

  5. Değişim Nasıl Gerçekleşir (3. Kısım Depoyu Doldurmak)

  6. Duygular Neden Önemli ve Onlarla Ne Yapmalıyız?

  7. Öz Bakım

    1. Kendinizi beslemeyi öğrenin

    2. Öz disiplininizi geliştirin

    3. Kendinizi yatıştırın

    4. Kendinize karşı şefkatli olun

  8. Döngüye Son Verin: Çocuğunuza sizin hiç almadığınız bir şey verin

  9. Terapistler için

Bu günün 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü olması da ilginç bir raslantı (Not 3)

Notlar:

Not 1: Çocuklukta İhmalin İzi Boşluk Hissi

Not 2: Wikipedya Aleksitimi

Not 3: 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü

8 Mart 2023 Çarşamba

Haydi Ankara, Dayanışma Zamanı..

İçinden Zulfazul Deresi geçen köy Cumhuriyetin ilk yıllarında çok kültürlü yapısıyla bilinen bir yer. Adı Solfasol olarak değiştirilmiş. Ankara'ya gelen bilim ve sanat insanları buraya yerleşirmiş. Sonraki yıllarda göçmenler iskan edilmiş ve varoş olarak tanınmış. Solfasol Wiki 

2010 lu yıllarda başlayan sivil Ankara inisiyatifi bu adı benimsedi. Önce Gazete Solfasol adlı bir periyodik yayın çıkarmaya başladılar. Gazete Solfasol Twitter 

Zaman içinde örgütlenmelerini yaygınlaştırdılar. Dernekleri, semt meclisleri, muhtarları ve yerel yönetimleri kapsadılar. Solfasol TV 

Şimdilerde etkinliklerini video ve podcast olarak yayınlıyorlar. Gazete Solfasol Youtube 

Deprem yardımları panelinde Mutlukent, Alacaatlı, Çayyolu, Dodurga, Ümitköy muhtarları değerlendirme yapıyorlar. Deprem Dayanışma Paneli

24 Aralık 2022 Cumartesi

Kahve Çeşitleri

Kahve Çeşitleri

Sigarayı bıraktıktan sonra kahvenin yaşantımda fazla bir önemi kalmadı. Artık ne bulursam içiyorum. Çay, lezzo, oralet, ayran.. Ama kahve çekirdeğinin fazla çeşiti olmamasına karşı (Not 1) içecek olan kahvenin çok fazla çeşiti olmasına hep şaşırırdım.

Kahveler arasındaki farkın granüllerin boyutlarından olduğunu öğrenince daha da şaşırdım. Kahve çekirdekleri farklı boyutlarda öğütülünce (çekilince de diyoruz) lezzetleri farklı oluyor. Bütün konu bu. Diğer ekipmanlar ve filtreler belli boyutta çekilmiş kahve granüllerine göre tasarlanıyor. Kahve öğütücülerinin farklı ölçekleri oluyor (Not 2:). Ben milimetre olarak belli başlı boyutları özetleyeyim.

  • Çok iri, kaya tuzu gibi (1,5 mm) soğuk demleme
  • İri, kum tanesi gibi (1 mm) french press, amerikano
  • Orta (0,75 mm) filtre kahve
  • İnce, işlenmiş tuz gibi (0,3 mm)  espresso
  • Çok ince, un gibi (0,1 mm)  türk kahvesi

Kovboy kahvesi (Nal batmaz)


Tabi aralarda da farklı boyutlar ve içim tarzları var. En çok söz edilmeye değen çok iri çekilmiş kahveden yapılan "kovboy kahvesi" dir. Antik kültürümüze "nal batmaz"  adıyla geçmiştir. Kaynar suya kahveyi katar ve karıştırırsın. Kaşığı bırakırsın. Batarsa kahve ilave eder ve karıştırmaya devam edersin. Kaşık yüzmeye başladığı zaman kahve hazır olmuştur.

Not 1: Kahve Çekirdeği Çeşitleri Dünyada üretilen belli başlı kahve çekirdeği türleri Arabica (üretimin %75 i) ile Robusta (üretimin %30 u). Evet, toplam tutarlı değil ama arama motorunun ilk önerisi ne yapayım.

Bir de kahve çekirdeklerinin farklı işlenmesi (brew) var. Doğada çeşitli hayvanlar kahve meyvalarını yerler. Yerliler de onların çıkardıkları çekirdekleri toplayıp kahve yaparlar ve tüketirler. Buraya kadar normal. İlginç olan beyaz adamın bunlardan yüksek talep gören bir sektör oluşturması. Dünyanın en sıra dışı 5 kahvesi

Not 2: Kahve Öğütme Rehberi 

20 Aralık 2020 Pazar

Yaşlı Ayırımcılığı ve Yaşçılık

Yaşlı nüfusun artması onlara karşı ayrımcılığı da görünür hale getirdi (Not 1).

Yaşçı Ayırımcılığı ve Yaşçılık

Geçen yıllarda yerel yönetimler, 65 yaş otobüs kartı sahiplerinin sabah ve akşam yoğun saatlerde toplu taşıma araçlarını kullanmamalarını telkin ederlerdi. Araç sürücüleri ve "her yaştaki gençler" 65 yaş kart sahiplerine bu doğrultuda manevi baskı yaparlardı. Sonraları bu saatlerde kartların geçiş sağlamaması veya ücret uygulanması yoluna gidilerek "tartışmalar önlendi" ve 65 yaş üstü insanların sabah sağlık kuruluşlarına veya işe giderken bu haklarını kullanmaları engellendi veya kaldırıldı.
Yaşçı Ayırımcılığı ve Yaşçılık

Koronavirüs (Covid-19) pandemi günlerinde de risk grubu oluşturdukları gerekçesiyle 65 yaş üstü yaş grubuna sokağa çıkma ve yolculuk kısıtlaması getirilerek zaten kısıtlı olan toplumsal yaşama katılımları daha da kısıtlı duruma getirildi (Not 2).
Buraya kadar "yaşlı ayırımcılığı" diyebiliyoruz. Bir de çocukları ve gençleri yaşlarından dolayı ayrımcılıkla karşı karşıya bırakma var. Sosyal bilimlerde hepsine birden "yaşçılık" (ageism) deniyor (Not 3). Çocukların ve gençlerin muhatap alınmaması ve onlara karşı emredici bir dil kullanımı gözünüzden kaçtıysa hatırlatmış olayım.
Yaşçı Ayırımcılığı ve Yaşçılık

Aslında düzeltilmesi için ne yapılması gerektiğine hiç girmek istemiyorum ama sonunda çözüm önerisinde bulunmak adettendir. Hukuksal düzenlemeler ve sosyal politikaların diğer ayırımcılık konularını (Not 4) ne kadar düzelttiğini takdirlerinize bırakarak görüşümü toplumun bilinçlendirilmesi olarak belirteyim. Topu başkasına atmamın bir nedeni de ülkemizde yaşlıların emekliler derneği ya da emekliler sendikası gibi kurumlarda örgütlenmemiş olmaları.

Notlar
(1) Yaş Temelli Ayrımcılık: Yaşçılık
(2) KORONA GÜNLERİNDE YAŞÇILIK VE 65+ MANİFESTOSU Yaşçılık cinsiyetçilik gibi, ırkçılık gibi
(3) Yaşçılık, Ankara Üniversitesi, Açık Öğretim Ders Notu
(4) Türkiye’de Ayrımcılık Algısı: Türleri * Failleri * Boyutları

19 Aralık 2020 Cumartesi

Android Telefonlarda Özgür Yazılım Seçenekleri

Özgür yazılım deyince kullanıcılar tarafından çoğunlukla ücretsiz yazılım anlaşılır. Ama savunanlar daha çok özgür kullanımını öne çıkarırlar.

Masaüstü veya dizüstü bilgisayarlarda özgür yazılım kullanımı yaygınlaştı. Dünyada masaüstü ortamda Windows yerine Linux işletim sistemi kullananların oranının tahmini yüzde 1.5 olduğu düşünülüyor (Bkz: Dünyada İşletim Sistemi Kullanım Oranları). Windows altında kullanılan özgür yazılım seçenekleri giderek arttı. Microsoft, diğer kurumsal yazılım şirketleri gibi Windows ürünleri içinde özgür yazılım parçalarını derleyerek kullanıyor. Geçen yıllarda Linux Vakfı'na platin üyelik ile katıldı (Bkz: Linux Vakfı Kurumsal Üyeleri).

Android platformu yaygınlaştıkça şikayetler de artmaya başladı. Android işletim sistemi, Google Play Marketi ve buradan yüklenen uygulamalar sahipli yazılımlar ve diğer sahipli yazılımlara özgü sıkıntılara yol açıyorlar:

  1. Zaman içinde yeni sürümü yüklenen yazılımlar telefon veya tabletin giderek daha yavaş çalışmasına yol açıyorlar.

  2. Kullanıcılar hakkında bilgi toplayan uygulamalar batarya ömrünün hızla azalmasına yol açıyorlar.

F-Droid, Android platformunda özgür yazılım uygulamaları hazırlanmasını sağlayan, bunların yüklenebilmeleri ve güncellenebilmeleri için bir depo çalıştıran gönüllü bir inisiyatiftir (Bkz: F-Droid Hakkında).

Çok sayıda uygulamaya ev sahipliği yapsa da yaygın kullanılan uygulama eşdeğerleri ve özellikleri şöyle:

1. Barinsta özgür instagram istemcisi

2. Frost özgür Facebook istemcisi

3. WhatsApp Web To Go

    a. Tablette WhatsApp kullanmanızı sağlar

4. NewPipe Legacy özgür Youtube istemcisi

    a. Google hesabı gerektirmez

    b. Reklamsızdır

    c. Ekranı kapattığınızda çalmaya devam eder
 
Tamamının ortak özelliği sizi izlemedikleri için batarya kullanım süresini uzatmasıdır.

Bu uygulamaların Google Play Markette olmadığını söylemiştik. Önce F-Droid uygulamasını APK dosyasından kuruyorsunuz. Sonra diğer uygulamaları F-Droid içinden kuruyor ve güncelleştiriyorsunuz.

F-Droid uygulamasını APK dosyasından kurmak fazla karışık değil.

  1. Tarayıcı ile F-Droid internet sayfasına giriniz

  2. "F-Droid'i indir" seçeneğinden APK dosyasını indiriniz. APK dosyasının Google Play uygulaması tarafından açılmasına engel olamadıysanız, masaüstü veya dizüstü bilgisayarından indiriniz ve telefona kopyalayınız

  3. Ayarlardan "Bilinmeyen kaynaklardan uygulama kurulmasına izin ver" seçeneğini açınız

  4. Telefonunuzdaki dosya yöneticisi uygulamasını kullanarak F-Droid APK dosyasını seçerek kurunuz

  5. F-Droid uygulamasına giriniz. Ekranı boş görüyorsanız, "Ayarlar" ve "Uygulamalar" seçenekleri ile F-Droid uygulama izinlerine giriniz. "Depolama" iznini açınız

  6. "Arama" düğmesiyle instagram, Facebook, Whatsapp, Youtube gibi uygulamaları aratınız. Karşılığı olan uygulamayı kurup kullanınız

Diğer uygulamalardan da işinize yarayacak olanlar olabilir. Kurarak kullanınız.

Kurulumlara yardımcı olacak ekran görüntülerini aşağıda ekledim.


4 Mart 2019 Pazartesi

Zincir -- Refik Halid Karay'ın Gurbet Hikayeleri Kitabından Bir Öykü

Refik Halit Karay, Gurbet Hikayeleri
 Artık elimdeki kitabı bitirmeden yeni bir kitap almıyorum. Geçenlerde AVM'de bir süre beklemem gerekti. O süreyi de kitap okuyarak değerlendirmek istedim. "Bari" dedim, "en ince kitabı alayım da bitirebileyim." Refik Halid Karay'ın "Gurbet Hikayeleri" kitabına rastlamam böyle oldu.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Halep'e sürgün giden yazar, 1938 yılında çıkan af yasasıyla İstanbul'a dönmüş. Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin İstanbul Türkçesini en iyi kullanan yazar olduğunu söylüyorlar. Gurbet Hikayeleri Halep'te yazdığı öyküler. Günümüz Türkçesine oğlu Ender Karay uyarlamış.

"Zincir" adlı öyküde karşı komşusu olan yabancı bir subayın zincire bağlı iri ve güçlü "buldok" köpeği Juju ile onu binbir zorlukla gezdiren Senegalli zenci emir erini betimler.

Burada sözü yazara bırakıyorum ..

Refik Halit Karay, Zincir Öyküsü
Kendi kendime soruyorum:

Bir gün, zinciri kopuverince ne olacak? Acaba ne kıyametler kopacak?

Sonunda, bir gün, bu korktuğum, beklediğim, merak ettiğim olay gerçekleşti; Juju’nun zinciri, zencinin elinde kaldı. Köpek mancınıktan kurtulan bir taş gibi fırlamış, bir an içinde gözden kaybolmuştu. Arkasından yetişemediler, gittikçe uzaklaşan ve sokaklar arasında gittikçe sönerek yankılanan havlamalar, o kadar!

Buldok” kasabayı altüst etmeye gitmişti; kim bilir ne facialar işitecektik?

Hâlbuki öyle olmadı:

İki gün sonra Juju’yu zincirinde çok durgun gördüm. Demek ki dönmüş veya bulunmuştu ve kuşkusuz ki daha azılı yerli köpeklere rastlamış, el sillesini tatmış, yersiz, yurtsuz kalmış, hanyayı Konya’yı öğrenmiş, açlığı denemiş, Senegalli bekçisini Penyuvarlı gözcüsünü arkasında bulamayınca bütün azgınlığım, kaba sığmayan öfkesini bırakmış, sünepeleşmişti.

Hava almaya çıkardıkları zaman, artık özgürlük eskisi kadar ona çekici görünmüyordu; zinciri dayanılmaz bir yük gelmiyordu.

Hatta, daha sonraları, askerin yanında bağsız dolaşmaya koyuldu; ayakları dibinde zincirsiz ve uslu yürüyor, dünyaya filozof gözüyle, öfkeyle değil, düşünceli bakıyordu. Bu gözler, anlamaya başladığı dünyayı artık tartıyordu.

O eski korkunç yaratık, zinciri çıkınca, basbayağı bir köpek olmuştu. Önceleri yanına yaklaşamayan mahalle çocukları etrafını sarıyorlar:

Susu! Susu! diye alay ediyorlardı. Aldırmıyordu bile… Çünkü bütün gösterişini, kahramanlığını o kopmayacak sandığı zincire borçlu idi.

İnanıyorum ki Juju’nun tasalı gözlerinden ara sıra, uzak, şanlı bir hatıra gibi bu zincir geçiyor, köpek, zincirini arıyordu…

Halep, 1935

Son Söz: Refik Halid, her günkü hayatımızın tekdüzeliğine, yasaklarla donanmışlığına, kalıplaşan özelliklerine iddiasız romanlarıyla karşı koyuyordu. Sakıncalı kimliği de zaten daha ötesini gerçekleştirmesine zaten olanak tanımayacaktı. Fakat yalnız bu kadar mı? Hiç sanmıyorum. Refik Halid yeniliklerimizin yalınkatlığına yaman eleştiriler getirmiştir. Bir yandan hayatın renksizliğinden, basitlik ve küçüklüklerinden yorulmuş insanımızı, sıcak Türkçesiyle kucaklamış, en acı bir ayrılık ya da ölüm sahnesini bile matem havalarından arındırarak okuru bir kitap boyunca sürecek mutluluklara çağırmıştır. Bir yandaysa, iğneliyici ifadesi, ince mizahı simsiyah sürüp gitmiştir. Selim İleri

28 Temmuz 2018 Cumartesi

Mark Twain ve Ahmak Wilson'ın Trajedisi


Ahmak Wilson'ın Trajedisi
Geçenlerde Mark Twain'in daha önce hiç duymadığım bu romanını almıştım. Kapanan bir süpermarkette indirim vardı. Kitabı görünce ilgimi çekmişti. Ancak okudum.

Türkçeye 2016 yılında Macidegül Batmaz çevirisiyle kazandırılmış. Adının tam çevirisi "Pudding Kafalı Wilson'un Trajedisi". Sahibinin bebeğine bakan köle bir kadın, bebeği kendi melez bebeği ile değiştiriyor. Daha sonra 198 sayfa süren traji-komik olaylar zinciri.

Olaylar "Güney"de Mark Twain'in diğer romanlarının da geçtiği Missisipi'de geçiyor. Üstad gençliğinde nehir gemilerinde kaptanlık yapmış. Nehir gemilerinde hala anısını yaşatıyorlarmış. Pruvada duran tayfa, "Mark Twain, Mark Twain" diye bağırdıkça kaptan suyun hala derin olduğunu, geminin karaya oturmayacağını anlar, yol verirmiş.

Mark Twain'in Ernest Hemingway şöyle özetler: "Amerikan edebiyatı onun Huckleberry Finn'i yazmasıyla başladı; ondan önce bir şey yoktu, sonrasında da daha iyisi gelmedi"

Mark Twain çağındaki teknolojik gelişmeleri izleyen bir yazarmış. Romanda o yıllarda yeni yeni gelişmekte olan parmak iziyle kriminolojik incelemelere yer vermiş. Nicola Tesla'nın yakın dostu imiş. Laboratuarında çok zaman geçirirmiş. Üç adet kişisel patenti varmış.

Kitabın başında editör Selin Saraçoğlu çok yararlı bilgiler vermiş.

Romanlarındaki güldürü öğeleri raslantı değil. Döneminde iyi bir konuşmacı olarak ta bilinirmiş. Ünlü kulüplerde kalabalık topluluklar karşısında güldürü içerikli konuşmalar gerçekleştirmiş.

Yaşamının son dönemini koyu bir emperyalizm karşıtı olarak geçirmiş. Amerikan Anti-Emperyalistler Birliği başkan yardımcısı olduğu dönemde çok sayıda bildiri ve el ilanı hazırlamış, bunlar ölümünden sonra kitap haline getirilmiş. Kadınlarıa oy hakkı konusunda da ünlü bir konuşma yapmış. Maksim Gorki, Mark Twain hakkında "Twain güçlü bir edebiyatçı. Adeta yanan ateşin yanında, örsünün başında bir nalbant gibi. Sertçe veruyor ve her darbesiyle iz bırakıyor" demiş.

Ahmak Wilson'un takvimine yazdığı özlü sözler de söz etmeğe değer.

  • Bu dünyanın düzeni böyledir işte. Bir düşman bir adamı kısmen mahvedebilir, ama iyi niyetli ve tedbirsiz bir arkadaş işi tamamlar
  • Hayatı öğrenecek kadar uzun yaşayan kimse, insan neslinin ilk büyük hayırseveri olan Adem'e ne büyük bir teşekkür borcumuz olduğunu bilir. Dünyaya ölümü o getirmiştir
  • Adem ve Havva'nın birçok üstünlüğü vardı ama en önemlisi diş çıkarmaktan kurtulmuş olmalarıydı
  • Dostluğun kutsal tutkusu öyle tatlı, sağlam, sadık ve dayanıklı bir tabiata sahiptir ki borç para istenmediği takdirde bir ömür boyu sürecektir
  • Bir kedi ile yalan arasındaki en çarpıcı fark, kedinin yalnızca dokuz canı olmasıdır

11 Şubat 2017 Cumartesi

Transkateter Kalp Kapakçığı Değişimi, TAVI - Damdan Düşenden Dinleyin


Bu yazıda bir aile bireyimizin geçirdiği TAVI operasyonunu ve bu süreçte öğrendiklerimizi paylaşacağım.

Kalp-damar rahatsızlıklarından biri olan kalp kapakçığı kireçlenmesi (Kalsifikasyon) ve daralması (stenoz). Kireçlenen aort kapakçığı tam açılamıyor. İşlevini yerine getirememesi kalp yetmezliği ve akciğerde ödem oluşmasına yol açıyor. Bu ödem şiddetli nefes darlığına yol açıyor. Bu hastalık kısa zamanda hastanın kaybedilmesine yol açabiliyor (Not 1: Problem: Aortic Valve Stenosis - American Heart Association).

Geleneksel olarak açık kalp ameliyatı ile metal bir kapakçıkla değiştiriliyor. Belli bir yaşın üzerinde olan hastaların genel anestezi ile yapılan ameliyatlar riskli kabul ediliyor. Bu tür hastalarda da kaybedilme oranı yüksek oluyor. Yakın zamana kadar ileri yaşlardaki hastaların kalp kapakçığı değişimi sıkıntılı imiş.

2000'li yıllarda TAVI (Transkateter Aort Valf Implant) veya TAVR (Transkateter Aort Valf Replacement) denen, balon tedavisi veya anjiyografi ile kıyaslanabilecek bir tedavi geliştirilmiş. Cerrahi ameliyatın risk oluşturduğu hastalara kasıktan veya koltuk altından kateter ile giriliyor. Bu işlem lokal anestezi ile yapıldığı için açık kalp ameliyatının risklerini taşımıyor. Önce kapakçığın olduğu yere balon sokuluyor ve şişiriliyor. Sonra kateterin ucuna iç içe ve eş eksenli (koaksiyel) yer alan kalp kapakçığı ve balon sokuluyor. Balon açılınca stent ve ucundaki kalp kapakçığı açılarak çalışmaya başlıyor. İşlem normal olarak bir saat içinde tamamlanıyor (Not 2: What is TAVR - American Heart Association).

Stent ile birlikte takılan kalp kapakçığı sığır perikard'ından yapılıyor. Perikard, kalbi çevreleyen kese. Kapakçığın ömrü 10 - 15 yıl. Ömrü 40 yıl olan metal kapakçıktan daha kısa ömürlü ama ileri yaşlarda takılabilmesi mümkün. İleri yaşta bile olsa hasta bir kaç gün içinde taburcu olabiliyor (Not 3: Edwards Sapien Transcatheter Heart Valves).

İşlemden sonra antibiyotik, damardan kan sulandırıcı, ayrıca Aspirin, akciğerlerdeki ödemi atmak için idrar söktürücü ilaçlar veriliyor. Bu dönemde fazla su içilmemesi, "kuruyan dudağını ıslatacak ölçüde" bir kaç damla sıvı tüketimi öneriliyor.

TAVI kateteri, anjiyo kateterinden daha kalın olduğu için kasıktaki kan damarlarına veya lenf damar yumaklarına hasar verebiliyor. Kan damarları hasar gördüyse lokal anestezi ile cerrahi olarak onarılıyor. Lenf damar yumakları hasar gördüyse lenf sıvısı sızıntısı kesilinceye kadar kesinin üzerine ağırlık koyarak bekleniyor. Lenf sıvısı sızıntısının bazen aylarca sürdüğü söyleniyor.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yakın zamanda onaylandığı için artık daha güvenli sayılıyor. FDA kurumunun yeni teknolojilerin ABD yurttaşları üzerinde uygulanması onayını Dünyanın diğer bölgelerindeki uygulamaları gözlemledikten sonra daha geç verdiği söyleniyor (Not 4: FDA approves expanded indication for two transcatheter heart valves for patients at intermediate risk for death or complications associated with open-heart surgery).

Türkiye'deki hastanelerde Dünya'daki risk ortalaması olan %2'den daha az olan %1'lik risk ortalamasıyla gerçekleştirildiği söyleniyor.

Süreci anlatan bir videoyu izleyebilirsiniz:

Daha detaylı görüntüler içeren İngilizce açıklamalı ikinci bir videoyu da izleyebilirsiniz:

Youtube otomatik çeviri (Settings, auto translate) özelliğini kullanarak Türkçe altyazı ile izleyebilirsiniz.

Sağlıklı günler.

31 Ocak 2017 Salı

21. Yüzyıl Dışındaki Tarihlerle İşlem Yapmak


Giriş


Takvimleri kullanarak günleri hesaplamak karışık gibi görünür ama çok basittir. Bu yazıda temel takvim sistemlerini ve hesaplama yöntemlerini gözden geçireceğiz.

Takvim sistemleri Güneş'in veya Ay'ın hareketlerine göre kurgulanır ve tanımlanmaları için bir de başlangıç gereklidir. Biz Dünya'nın kendi çevresinde dönmesinin günleri, Güneş'in çevresinde dönmesinin yılları belirlediği miladi takvimi kullanıyoruz. Bu sistemin kökeni Jülyen takvim sistemidir. Daha sonra yapılan değişikliklerle Gregoryen takvim adını almıştır. Yıllar, mevsimlere ve aylara; günler, saat, dakika ve saniyelere bölünerek algılama kolaylığı sağlanmış, araya da haftalar eklenmiştir.

Jülyen Takvimi


Milattan önce birinci yüzyılda kullanılmaya başlanmış. Önce Dünya'nın güneş çevresinde dönmesinin tam 365 gün olmadığı farkedilmiş. Zamanın teknolojisiyle 365 gün, 6 saat olarak ölçmüşler. Artan saatleri toplayarak 4'e bölünen yılların sonuna bir gün eklemişler. O yıla da "artık yıl" demişler. Bu işler Jül Sezar döneminde başlatıldığı için adına Jülyen Takvimi denmiş (Not 1, Jülyen Takvimi). "İyi de artık yıl gününün eklendiği Şubat ayı yılın sonunda değil" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Başlangıçta Jülyen takvimi yılları diğer Güneş takvimleri gibi bahar gün dönümü olan Mart ayında başlarmış. Daha sonra başlangıcı Ocak ayına alınınca Şubat ayı arada kalmış.

Yine diğer Güneş takvim sistemleri gibi aylar da 31, 30, 31, 30, ... diziliminde başlamış. Ama sonra bu da bozulmuş. İmparator Avgustus, "Jül Sezar'ın adıyla bir ay var (Temmuz, İngilizcesi July), benim adımla anılan bir ay niye olmasın" demiş, sonraki aya kendi adını vermiş. Üstelik "Benim adımla anılacak ay kısa bir ay olmamalı, Jül Sezar'ın adıyla anılan ay gibi 31 gün olmalıdır" diyerek Şubat ayından bir gün almış Ağustos ayına eklemiş. Şubat ayı iyice kısalmış.

Gregoryen Takvim


Jülyen takvimi 16. Yüzyıla kadar kullanılmış. Astronomik ölçüm teknikleri geliştikçe, Dünya'nın Güneş çevresinde dönmesini tam 365 gün 6 saat (365,25 gün) değil, 365 gün 5 saat 49 dakika 12 saniyede (365,2425 gün) tamamladığını farkedilmiş. Buna göre yeni bir düzenleme yapılmış. 400'e bölünen yıllar artık yıl olarak korunmakla birlikte, 100'e bölünen yıllar artık yıl olmaktan çıkarılmış. Uygulamaya 5 Ekim 1582 Cuma günü tarihine 10 gün ekleyerek 15 Ekim olarak devam edilmiş. Düzenleme Papa 13. Gregor tarafından yapıldığı için bu adla anılmaya başlanmış (Not 2, Miladi Takvim). Böylece 128 yılda bir oluşan bir günlük kayma düzeltiliyor, hata payı yılda 10.8 saniyeye düşürülmüş oluyor. Aslında bu sapmadan saatler de etkileniyor. Saatlerin hesaplanmasını başka bir yazıda ele alacağız.

Tarih Hesaplama Yöntemleri


Bilgisayarların olmadığı dönemlerde takvim hesaplama işlerinde "sürekli takvim" (Perpetual calendar) adıyla çeşitli mekanizmalar kullanıldı. Bunlardan 50 yıllık bir dönemi kapsayan, denizcilikte kullanılan iç içe metal disklerden oluşan bir anahtarlık tasarımını Beşiktaş'taki Deniz Müzesinde görmüştüm (Not 3, Sürekli Takvim).

Artık yazılım sistemlerini kullanarak tarih hesaplamalarını kolaylıkla yapabiliyoruz. Bu sistemlerde tarih hesaplamaları belli günlerde başlar. Örnek olarak Gregoryen takvimin başladığı 15 Ekim 1582, Yirminci yüzyılın başladığı 1 Ocak 1900, Unix işletim sisteminin kullanıldığı 1 Ocak 1970, Kişisel bilgisayarların kullanılmaya başlandığı 1 Ocak 1980. Peki bu sistemleri kullanarak başlangıç tarihinden önceki tarihleri ifade edemez miyiz? Tabii ki ederiz. Tarihler sıralı günler olarak tanımlanırlar. Tamsayılar ekleyerek sonraki günleri bulabildiğimiz gibi, tamsayılar çıkararak önceki günleri bulabiliriz. Gün, ay, yıl olarak formatlamak için bir programlama sistemi desteğine gereksinim vardır ve hesap tablosu ofis programları bu işleri bizim için sorunsuz olarak yaparlar. Son olarak örnekleri gün, ay, yıl (GG/AA/YYYY) biçiminde yaptığımı belirteyim.

Örneklerimizi özgür ofis yazılımı LibreOffice hesap tablolarıyla yaptım (Not 4, LibreOffice). Negatif tarihlerle işlem yapabileceğiniz başka bir hesap tablosu programı veya programlama sistemi kullanabilirsiniz.

Örneklere başlarken varsayımlarımıza göre hesap yapacağımız bazı tamsayıları belirleyelim. Bir yılda 365 gün var. 4 yıl için (365 *4) + 1 = 1461 bizim için önemli. 100 yıldaki gün sayısı (1461 * 25) - 1 = 36524 sayısını buluyoruz. Çıkardığımız 1, 100'e bölünen yılların artık yıl olarak kabul edilmemesinden dolayı. 400 yıldaki gün sayısı (36524 * 4) + 1 = 146097 sayısıdır. Eklediğimiz 1, 400'e bölünen yılların artık yıl olmasındandır.
ilk örneğimizi 1 Ocak 1970 yılında başladığını varsayacağımız bir takvim sistemi için yapalım. Boş bir hesap tablosu açınız. Bir sütunu gün, ay, yıl biçiminde formatlayınız. Üstteki hücreye başlangıç tarihimiz olan 01/01/1970 yazınız. Bu hücre A3 ise bir alttaki hücreye =A3+1 yazınız. Bu hücreyi kopyalayarak aşağıya doğru yapıştırınız. Sütunda aşağı doğru birer artarak giden tarihleri görürsünüz.

Geriye doğru giden günleri de aynı kolaylıkta belirleyebilirsiniz. Burada da tamsayıları çıkararak örneği gerçekleştirebilirsiniz. Böylece tarihlere gün ekleyerek veya çıkararak farklı tarihleri elde edebildiğinizi gördünüz. Bu kadar bilgi ile bile çok yararlı ve eğlenceli tarih hesaplamaları yapabilirsiniz ama örnekleri bir adım daha ileri taşıyalım.

Diğer örneğimizi 1 Ocak 1900 yılında başladığını varsaydığımız bir takvim sistemi için yapalım. Bu kez yılların ilk günlerini görecek bir tablo hazırlayalım. Yine ilk hücreye başlangıç tarihimizi yazınız. Diğer hücrelere de 365 gün sonrasını ifade edecek toplama işlemini yazınız ve kopyalayarak çoğaltınız. 1 Ocak 1905 tarihini görmeyi umduğunuz hücrede bir gün önceki tarihi göreceksiniz. Hemen hatırladınız! 1904 yılı artık yıl olduğu için 366 gün çekiyor. Gerekli düzeltmeyi yaptıktan sonra doğru tarihi elde ettiniz!

365 ve 366 günleri yerine 36524 ve 36525 günlerini kullanarak sonraki ve önceki yüzyıllardaki tarihleri, biraz deneyim kazandıktan sonra diğer sayıları da kullanarak daha karmaşık tarihleri de hesaplayabilirsiniz. Sistematiği öğrendikten sonra sürekli toplamalar veya çıkarmalar yapmak yerine çarpma veya bölme işlemleri yaparak ilerleyebilirsiniz.

Biraz pratik yaptıktan sonra uğraşmanızı önererek son bir örnek vereyim. Tahmini olarak ne zaman emekli olacağınızı hesaplamaya ne dersiniz? Emekli olmak için belli bir iş günü çalışmanız gerekir. Önce bir yıldaki tahmini iş günü sayısını bulun. 7 gün olan 1 haftada 5 gün çalıştığınıza göre, orantı kurarak bir yıldaki tahmini iş günü sayısını bulabilirsiniz. Bu sayıdan yıllık izninizi ve diğer bayram tatillerini çıkarın. Tahmini kaç yılda emekli olacağınızı bulun. Bu sayıyı işe başlama tarihinize eklerseniz tahmini emeklilik tarihinizi bulursunuz. Tahmini emeklilik tarihinizden doğum tarihinizi çıkarırsanız tahmini emeklilik yaşınızı bulursunuz. İyisi mi bir an önce çalışmaya başlayın.

24 Ocak 2017 Salı

Diyetisyeninizin Söylemedikleri ve Canan Karatay'ın Söyledikleri


Diyetlerin genellikle başarısız olduğunu gözlemliyoruz. Kalori kontrollü beslenmeye geçildiği halde doygunluk duygusu oluşmadığı için programı sürdürmekte sorun oluyor.
"Zayıf ve stresli olmaktansa, şişman ve mutlu olmayı tercih ediyorum!" diye başlarız. "Hergün, herkes 1 gram alırmış. Yılda 350 gram, üç yılda bir kilo, on yılda 3.5 Kg. Benim kilo artışım normal!" diye devam ederiz. Otururken ayakkabımızı bağlayamayınca "biraz kilo versem iyi olur" deriz. Bel bölgesi yağlanmasının, karaciğer rahatsızlıklarının başlangıç nedeni olduğunu duyunca "Bu Pazartesi diyete başlıyorum" ile noktayı koyar ve diyete başlarız. Sonra "Kibrit kutusu kadar beyaz peynir, 4 tane zeytin" ile başlayan reçeteler. Ben burada reçetelerden değil diyetisyenin size söylemediklerinden söz edeceğim.
1 gram yağ yakmak için 7 kalori gereklidir. 1 kilo vermek için 7000 kalori yakmak gerekiyor. Hesaba devam edelim. Günde 1000 kalori az alırsanız, haftada 7000 kaloriyi vücudunuzdaki rezervlerden yakarsınız ve 1 kilo vermiş olursunuz. Neye göre daha az kalorili beslenelim? İdeal kilonuza göre. Peki, İdeal kilonuz nedir? Gelişmenizi tamamladığınızda, yirmili yaşlarda kaç kilo olduğunuzu hatırlayın. O zaman da göbekli miydiniz? "Dal gibi" bir yaşıtınız varsa o kaç kilo? Hala belirleyemediyseniz, boyunuzdan 10 çıkarın, "Dante gibi ortasındaysanız ömrün" 5 çıkarın. Örneğin boyum 175 santim, ideal kilom 75 - 5 = 70 kilo.
Buradan günlük kalori gereksiniminizi belirleyeceksiniz. Ağır bedensel işler yapmayan bir insan her kilosu için günde 24 - 27 arası kalori yakar. Kadınlar için 24, erkekler için 27 kalori diye düşünmek yanlış olmaz. 70 kilo * 27 kalori = 1900 kalori. Vücudunuzun yaşantısını devam ettirmesi için günde ortalama 1900 kalori yakıyorsunuz.
1000 kaloriden daha az kalori almak hiç önerilmiyor. Böbrek yanması ve safra kesesi taşları ile başlayan çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. 1000 kalori alıyorsunuz, 1900 kalori yakıyorsunuz, 1900 - 1000 = 900 hesabıyla günde 900 kaloriyi vücut rezervinden yakacaksınız. 1 gram yağ yakmak için 7 kalori gerektiğinden, 900 kalori / 7 kalori hesabıyla günde 128 gram, haftada 900 gram, ayda 4 kiloya yakın kilo vermiş olursunuz. İlk günlerde bedensel refleksler nedeniyle bu gerçekleşmiyor ama süre sonra işler yoluna giriyor.
Egzersizi de unutmayın. 70 kilo bir insan 1 saatte 5 kilometre yürüyerek 300 kalori yakar. 7 ye bölerseniz 42 gram vermenizi sağlar. Aksatmazsanız ayda bir kilo 200 gram eder. Sosyal ortamlarda alkol ve tatlı gibi "boş kalori" aldığınızda bu miktar kadar egzersizi artırmanız hesabı şaşırmanızın önüne geçer. "Su içsem yarıyor" gibi "sudan bahaneler" bulmak zorunda kalmazsınız.
Diyetin başarısını 4 - 13 kilo verip bir yıl o kiloda kalmak olarak tanımlarsak genellikle başarısız olduğunu gözlemliyoruz. Kalori kontrollü beslenmeye geçildiği halde doygunluk duygusu oluşmadığı için programı sürdürmekte sorun oluyor. Burada Canan Karatay (Not 1) devreye giriyor. Canan Hoca'nın belirttiği gibi doygunluk duygusunun oluşması için protein (vejeteryanlar için bitkisel protein olan baklagiller), zeytinyağı ve tereyağı gibi faydalı yağlar ile kavrulmamış kuruyemiş tüketmek gereklidir. Bu nedenle, şeker ve tahılları menülerden çıkarmanın yanısıra baklagiller, yumurta, faydalı yağlar ve çiğ kuruyemişleri eklemek gereklidir.
Geçen Nisan ayında Canan Hoca'nın konferansına katılıp dinlemiştim. Aklıma yattı. Günlük diyetimden çok sevdiğim bulgur pilavı, kıymalı kol böreği, fırında makarna, güllaç, profiterol gibi şekerli, unlu, nişastalı besinleri çıkardım, daha önce önemsemediğim diğerlerini ekledim. Altı ayda 17 kilo verdim. İdeal kiloma yaklaştıktan sonra ikinci faz olarak yine Canan Karatay'ın belirttiği düşük glisemik indeksli beslenmeyi uygulamaya başladım (Not 2).

Referanslar

(1) Canan Karatay web sayfası
(2) Canan Karatay Düşük glisemik indeksli beslenme
___ Glisemik indeks tablosu

15 Aralık 2016 Perşembe

Hem Edebi Olsun, Hem Roman Olmasın


Giriş


Haydarpaşa Garı Kitap GünleriArtık elimdeki kitapları bitirmeden yeni kitap almıyorum. Aldıklarım da genelde kurgusal olmayan kitaplar. Arada öyküler okuyorum. Örneğin O. Henry öykülerini severek okuyorum. Ama serçe parmağımdan daha kalın romanları okuyamıyorum. Kamelyalı Kadın, Sefiller, Jack London kitapları gibi klasikleri liseden beri pek okuyamıyorum. Geçenlerde Haydarpaşa garı içinde açılan fuara gitmiştik (1). Stand'ları gezerken SEL yayınları standında sohbete daldık. "Bana roman demeyin" dedim. Lafı nasıl sürdüreceğimi bir süre düşündüm. Hem edebi olsun, hem de kurgusal olmasın istiyorum. Sonra buldum. "Biyografi olsun" dedim. "Sanatçıların yaşam öykülerini anlatan kitaplar var mı?" Bana ik kitap verdi. O kitapları daha yeni bitirebildim. Biraz onlardan söz edeyim.

Elliot Engel'in Oscar Nasıl Wilde Oldu Kitabı


Birinci kitap "Oscar Nasıl Wilde Oldu". Amerikalı edebiyat profesörü Elliot Engel (2) yazmış. Hoş sohbet bir yazar. Edebiyatçılar hakkında okullarda öğretilmeyenleri yazmış. Zeynep Avcı'nın özenli çevirisinden detaylı dip notlardan çok bilgi edindim. Ben edebiyat tarihi ile ilgili olanları değil, sokak ve kulis dedikodularına değineceğim.

Şekspir

Şekspir dönemi hakkında çok ilginç şeyler yazmış. Büfeler daha önce tiyatroların dışında olurmuş, sonra içeri alınmış ve fahiş fiyatlarla satış o günlerden kalmış (Şimdi de iki, üç Liraya mal olan Naçoz'u sinemalarda 15 Liraya satıyorlar). O zaman büfelerde portakal, etli börek ve domates satılırmış. Diğerlerini yer, domatesleri beğenmedikleri piyeslerde sahneye atarlarmış. Tabi Şekspir piyeslerinde hiç domates atılmazmış. Şekspir o zaman da ünlüymüş. O zamanki tiyatro seyircisi orta öğrenim düzeyinde imiş. Koltuklarda oturacak kadar parası olmayanlar sahnenin yanında yerde otururlarmış. Onlara "toprakçı" denirmiş. Şekspir piyeslerini onlar için yazarmış. Halk öyküleri olan konularını zaten herkes bilirmiş.
Elliot Engel, Romeo ve Jülyet, Macbeth, Kral Lear, Hamlet, Othello, Jül Sezar, Antonius ve Kleopatra gibi trajedilerinin ana hatlarını da belirlemiş. Başlangıçta toplumun üst kesimlerinin üyeleri olan kahramanlar oyun sonunda alt kesim üyeleri durumuna düşerler. İkinci olarak sağ duyuyu bir kenara bırakarak aptalca işler yapan kahramanlar başlarını büyük derde sokarlar. Üçüncü olarak oyunu her biri deha eseri olan diyaloglar süsler.
Gerçekten de Şekspir İngilizce'ye 3.000 den fazla deyim kazandırmış (3). İngilizce'deki kalbimin derinliklerinden, dili tutulmak, fair play, azı karar, çoğu zarar, tanrı aşkına, benim için hepsi bir, konuya Fransız kaldım, şeytana borcunu ödeme zamanı, altın kalpli, gönül gözüyle, aşkın gözü kör, dünya bir sahnedir, insanlar da oyuncular, pılını, pırtını topla ve git gibi deyimler ilk olarak Şekspir'in piyeslerinde yer almış.

Charles Dickens

Kitapta yer alan çok sayıda yazardan dikkatimi çeken diğeri Charles Dickens (4). Yoksulluk içinde geçen bir çocukluktan ve bir çok işe girip çıktıktan sonra sipariş üzerine roman yazmaya başlıyor, haftalık fasiküller halinde yayınlanmasını sağlıyor. sonraki haftalar için motivasyon oluştursun diye fasiküllerin son paragraflarında en heyecanlı olayları yarım bırakıyor. İlk romanı Bay PickWick'in Maceraları'nın son fasikül yayınlandıktan sonra ciltli kitaplar da satışa çıkartılmasını sağlıyor. Bitmedi, fasiküllerde oluşan kağıttan ciltli kopyaları ucuza toplatıp yeniden ciltletip "özgün koleksiyoncu baskısı" diye yüksek fiyatlarla satılmasını sağlıyor. Böylece aynı kitabı, aynı okuyucu'ya üç kez satmayı başarıyor. Aynı yöntemle Oliver Twist fasiküllerine başlıyor, Viktorya döneminin en çok kazanan edebiyatçısı oluyor.

Giorgio Vasari'nin Sanatçıların Hayat Hikayeleri Kitabı

Aldığım İkinci kitap "Sanatçıların Hayat Hikayeleri". Floransa'lı Giorgio Vasari (5) yazmış. Usta işi çeviri Elif Gökteke (6). Ben önce daha yakın bir çağda yazıldığını sandım. Sonra baktım Vasari çok yeni değil. Medici sarayının ressamlarından. İtalyan rönesans sanatçıların ilk biyografilerini yazmış. Sanat tarihçiliğinin kurucusu olarak kabul ediliyor. Hatta "Rönesans" lafını ilk yazan kişi olduğu söyleniyor. Kitabında da belirttiği gibi "Yazmak yapmak kadar, hatta daha önemli, yazmayanların yaptıkları zamanla unutuluyor." Yazdıklarıyla kendisi de unutulmayanlar arasında yerini alıyor.
Sonuç olarak Dünyanın ilk sanat tarihi kitabını almışım. Okumaya başladım. Zamanın sanatçılarının tamamına yakınını şöyle niteleyerek anlatmaya başlıyor: Kuyumcu, heykeltraş, ressam, mimar, müzisyen. Mimarlık diğer sanatların bileşeni. Aslında çoğu polimat (hezarfen) denilebilecek adamlar. Dönemin matematik, pozitif bilimler ve tıp konusunda bilgilerine sahipler. Ben yine atölye dedikodularına değineceğim.

Nanni Grosso

Bunlardan Andrea del Verrocchio'nun öğrencisi Nanni Grosso alışılmadık biriymiş. Atölyesinden ayrılmasını gerektirecek hiç bir siparişi kabul etmezmiş. Mahzen ve kilerlere izin almadan serbestçe girip, yiyip, içebilme hakkı verilmiyorsa yine siparişleri kabul etmiyormuş. Bir keresinde hastaneden çıktıktan sonra arkadaşları ziyaretine gelmişler hatırını sormuşlar. "berbat durumdayım" demiş. Ama "iyileşmişsin" demişler. "İşte o yüzden berbat haldeyim, rahat ettiğim, iyi bakım gördüğüm hastanede kalabilmek için illa ateşimin çıkması gerek." demiş. Son nefesini vermeden önce odasına kötü yapılmış bir haç getirmişler. "O çirkin şeyi gözümün önünden kaldırsınlar ve Donatello'nun yaptığı bir haç getirsinler" diye yalvarmış.

Leonardo da Vinci

Bütün zamanların en büyük polimatı. Filozof, astronom, mimar, mühendis, mucit, matematikçi, anatomist, müzisyen, heykeltıraş, botanist, jeolog, kartograf, yazar ve ressam. İncir ağacından kalkan yapan bir adam üstüne resim yapması ricasıyla babası Piero da Vinci'ye vermiş. Babası Leonardo'ya iletmiş (Rönesans döneminde bile tanıdık ve torpil varmış). Bakmış eğri büğrü, tesviye edip pürüzsüz hale getirmiş. Bir süre nasıl bir resim yapacağını düşünmüş. Kendinden başka kimsenin girmediği bir odaya kertenkeleler, yılanlar, böcekler, yarasalar ve çekirgeler gibi çeşitli türlerden hayvanlar getirmiş ve uzun bir süre onları incelemiş. İnceleme o kadar uzun sürmüş ki ortalık kokudan geçilmez bir hale gelmiş. Bitirdikten sonra adam ve Leonardo'nun babası gelmişler. Leonardo "Gidin içeriden alın." demiş. Tarif ettiği şovalyenin örtüsünü açınca gördüklerini canlı sanan adam korkuyla çığlık atmış ve dehşet içinde geri çekilmiş. Leonardo'nun babası Piero adama başka bir kalkan almış. O kalkanı da Floransalı tüccarlara 100 düka altına satmış. Sonunda kalkan 300 altın ödeyen Milano dükünün eline geçmiş (Gördüğünüz gibi o zaman da bal tutan parmağını yalarmış. Ailedeki bir üretimden diğer aile üyeleri de yararlanırmış).
Ünlü "Son yemek" resmini yaparken duvara çok sayıda havarinin resmini yapması gerekiyormuş. İş uzadıkça başkeşiş acele etmesi için sıkıştırıyormuş. Dükün huzurunda Yahuda'nın (İsa'ya ihanet eden havari Judas) kendisine bahşedilen onca lütfa karşılık, iradesini bu kadar zalimce katılaştıran bir adamın yüz hatlarını oluşturan özellikleri tasavvur etmekte zorlandığını söyledikten sonra "Eğer hiç bir model bulamazsam şu münasebetsiz ve ısrarcı başkeşiş'in başı var hiç olmazsa" demiş. Dük kahkahalarla gülmüş ve Leonardo'ya hak vermiş. Vasari'nin söylediğine göre zavallı başkeşiş Leonardo'yu sıkıştırmaktan vazgeçip bahçesindeki ırgatların ensesinde boza pişirmeye gitmiş.
Leonardo çok ta gururluymuş. Bankadan ücretini çekmek için gittiğinde bir gün kasiyer bozuk para olarak ödemeye kalkmış. "Ben üç-beş kuruşluk bir ressam değilim" demiş ve parayı almamış.
Bir keresinde de papadan bir resim siparişi aldıktan sonra vernik için yağları damıtmaya başlamış. Papa dehşet içinde haykırmış "Aman Tanrım, bu adam hiçbir zaman hiçbir şey yapmayacak. Daha başlamadan işi bitirmeyi düşünüyor."

Sonuç

Vasari kitabında Floransalı hemşehrilerine daha çok yer vermiş. Demek ki hemşericilik 16. yüzyıldan bu yana varolan bir yöntem. Bu da geleceğe yönelik umutlarımın kırılmasına yol açtı.

Referanslar